Günümüzde “ama” kelimesi neredeyse tabu haline geldi. Yönetim yaklaşımları ile ilgili bazı konuşmalarda ve bazı yazılarda “ama” ile başlayan cümlelerin söylenmemesi gerektiği, bunun potansiyeli kısıtlayan zihin yapıları oluşturduğu öne sürülüyor. Potansiyelimizi, ilk önce kendimizin kısıtladığı görüşüne katılmakla birlikte bu tutumun her koşulda kesinlikle geçerli olmadığını düşünüyorum.

Böyle düşünmemdeki temel nedenler, eleştiri almadan hayatımıza devam edersek bizi tek geliştirecek etkenin kendimiz olacağı ve bunun da objektif olmayacağıdır. Bu nedenle duymaktan -kimi zaman- her ne kadar hoşlanmasak da “ama” ile başlayan cümlelere ihtiyacımız var.

Bu nedenle eğer siz de “ama” kelimesine istemsizce alerji geliştirmiş birisiyseniz, size bir önerim olacak: “ama”nın gücünü kendinize ek bir fırsat kaynağı olarak değerlendirin.

Nasıl mı?

  1. “Ama” ile başlayan cümlelerin söylenmesine izin verin.
  2. Bu cümleleri listeleyin.
  3. Cümlelerle ifade edilen durumları yaratacakları riske göre -yani gerçekleşme ihtimali ve yaratacağı zararı birlikte- değerlendirerek listeleyin.
  4. Listenin en tepesindeki en büyük riski yaratan maddeleri ilgili ekiplere dağıtın. Bu maddelere ilişkin alacakları önlemleri de değerlendirmelerini isteyin. Eğer kendiniz ile ilgili bu listeyi hazırlıyorsanız istenmeyen bu durumları ortadan kaldırmak için hayatınızın hangi alanında ne yapacağınıza karar verin.
  5. Göze alabileceğiniz riskleri ise tüm ekibe duyurun ve devam edin.

İşte bu kadar… Farklı bakış açılarının gelecekteki zorluklara karşı önlem alabilmek için birer hediye olduğuna inanıyorum.