Vergi çilesivaatler ve bir girişimcinin olmazsa olmazı dirençten önceki yazılarda bahsetmiştim. Bu yazıda ise girişim konusunun sıfır noktasına döneceğiz.

“Çok iyi bir fikrim var”

Fikrinizin ne olduğunu bilmememe rağmen gönülden inanıyorum ki fikriniz “iyidir”. Pazardaki bir problemin çözümüne yönelik iyi bir girişim olabileceğine eminim.

Aklımıza bir fikir geldiğinde pek çok kişi ile konuşuruz ve onların değerlendirmelerini öğrenmek isteriz. Neticede, hayatımızda değişiklik yapmaya karar verdiğimiz bir noktada, güvendiğimiz insanların değerlendirmeleri farklı perspektifler kazanmamız için önemlidir.

Konuştuğumuz kişi risk almaktan hoşlanmayan birisi ise kötümser bir tabloya işaret eden sorular sorar, risk almaktan çekinmeyen veya riski görmezden gelen birisi ise motive edici sözler söyler.

Ancak iki arada bir derede kalan yine biz oluruz. Bu işi yapmalı mıyım yoksa yapmamalı mıyım?

Bir hizmetin/ürünün pazarda çok talebinin olması, fikri, uygulamaya geçirilmesi gereken bir fikre dönüştürmez. Piyasada talebin çok olması rakiplerinizin de çok olması demektir. Eğer pazara rakiplerinize göre geç giriyorsanız, pazar hali hazırda doyuma da ulaşmış olabilir. Rakipleriniz sunduğunuz hizmet veya ürünü daha ucuza mal edebilmek için gerekli atılmları sizden çok önce yapmış olabilir.

Bir hizmetin/ürünün pazardaki bir problemi çok iyi şekilde çözüyor olması o fikri tek başına uygulamaya geçirilmesi gereken bir fikre dönüştürmez. Çözümün size ve hedef kitlenize yarattığı maliyet problemin çözümsüz kalmasının tercih edilmesine bile neden olabilir.

Bir hizmetin/ürünün pazardaki problemi birileri için çözüyor olması tek başına yeterli değildir. Sizin hedeflediğiniz gelirden daha önemlisi “bu çözüme ihtiyaç duyan pazarda kaç kişi var?” ve “bu çözüm için ne kadar ödeyebilirler?” sorularına verilen yanıtlardır.

Nasıl aşabilirsiniz?

İş fikrinizi basit bir excel dokümanına dönüştürmekle başlayabilirsiniz. Çok basit ilerleyelim. Dokümanınızda aylık bazda iki temel bölüm olmalı: Gelir ve gider.

Gelir: Bu tabloyu oluşturabilmek için şu parametreleri bilmeniz gerekli:

  1. Pazarda bu ürünü veya hizmeti alabilecek kaç kişi/kurum var?
  2. Bu kişi/kurumlardan kaç tanesine erişebilirim?
  3. Erişimi artırmak için hangi mecraları kullanabilirim ve buralardan ne kadarlık geri dönüş alabilirim?
  4. Eriştiğim kişilerden/kurumlardan yüzde kaçını müşterim yapabilirim?
  5. Müşteri bazında ne kadarlık bir gelir elde edebilirim?
  6. Aylık yeni müşteri kazanım oranım ne olabilir?
  7. Aylık müşteri kayıp oranım ne olabilir?

Bu değerleri alt alta koyup dört işlem ile hesaplamalarınızı yaparak potansiyel gelirinizi hesaplayabilirsiniz.

Gider: Şirketinizin sabit giderlerinin yanı sıra değişken giderlerini de hesaplamanıza dahil etmeniz gerekiyor:

  1. Sabit giderler: Kira, stopaj, gelir vergisi, muhasebeci ücreti, varsa çalışan maliyetleri, donanım, yazılım, demirbaşlar, ürün ve hizmet geliştirmek için yapacağınız harcamalar vs.
  2. Değişken giderler:
  • Yeni müşteri kazanımı için harcayacağınız erişim maliyetleri (reklam, etkinlikler vb)
  • Ürün ve hizmetin sürdürülebilirliği için yapacağınız harcamalar
  • Öngörülemeyen giderler adı altında tahmini gelirinizin %10 gibi bir bölümü

Yukarıya daha çok parametre eklenebilir ki zamanla tecrübe ederek her girişim kendi özel durumları için ek kalemler ekler bu listeye. Bu yazıda size sadece fikir vermeyi amaçladım.

Neticede “iyi” sıfatını sadece fikrin kendisi için kullanırsanız, sıfatın tanımlamaya uygunluğunun değerlendirmesi kişiden kişiye değişebilir, ancak sizin için “iyi” bir fikir olup olmaması size sağlayacağı kara bağlıdır. Bu nedenle beyaz yakalının en yakın dostu “excel”in de fikrini mutlaka alın. Bakın bakalım fikriniz iyi mi kötü mü?

Sonraki yazıda görüşmek üzere, sevgiler,