Vergi ve vaat edilen işlerden sonra sıra “dirence” yani hayatta kalmaya geldi. Şirketi kurdunuz, çok güzel. Peki nasıl devam ettireceksiniz?

Konunun tabi ki ilk akla gelen tarafı maddi boyutu. Klasik diyet hesabı gibi, geliriniz giderinizden yüksekse işininizi devam ettirebilirsiniz. Dah! Zaten bunu herkes bilmiyor mu?

Ama ben olayın kişisel gelişim tarafı ile ilgilenmek istiyorum. Yeterli kondüsyonunuz olsa bile ruhsal olarak hazır değilseniz maraton koşabilir misiniz? Ya da çok yetenekli bir oyuncu olsanız bile ilk rolünüzü kapana kadar tüm reddedilişlere katlanabilir misiniz?

Hayatta kalmak…

Geçtiğimiz hafta bir arkadaşım bana “Aylin, senin uzmanlığın ne?” diye sorunca bir kaç saniye kilitlendim. Çünkü girişimci demek şirketi ayakta tutmak için gerekli olan her türlü bilgiyi öğrenmek, iki ay içerisinde üç kez grip olacak kadar yorgun düşerek çalışmak, farklı alanlarda pratik yapmak zorunda kalmak demek. Sonra düşününce aslında uzmanlığımın “hayatta kalmak” olduğunu idrak ettim.

Nasıl hayatta kalabilirsiniz?

İşinizi kurduğunuzda iyimser senaryoda altı ay, normal senaryoda bir yıl, kötümser bir senaryoda ise iki yıl sizi şirketiniz dışında geçindirebilecek paranız olmalı. Burada muhasebeci şapkasını takıyorsunuz.

İşinizi kim, hangi sebeple satın alacak? Neden sizden alacak? Ne kadar ödeyebilirler ve sizin ne kadara ihtiyacınız var? Bu ve benzeri sorulara yanıt verebilmek için bol bol pazarlamaya ilişkin akademik makaleler okuyarak pazarlamacı şapkasını takabilmeniz gerekli. Akademik diyorum çünkü “popcorn kitap” diye adlandırabileceğim pek çok “girişimcilik” ile ilgili kitapta, çözümler yerine hayat hikayeleri ve eser miktarda laf salatası yer alıyor.

İşinizi kurduğunuzda aslında sıfırdan başladığınızı kendinize hatırlatmanız gerekiyor. Eski deneyimleriniz yine sizinle kalıyor tabi ki, ancak piyasada henüz adınız duyulmadığı için beyaz yakalı hayatınızda günlük rutininizde görüşmeyeceğiniz farklı profillerin dilini anlamaya çalışmak, pazarlık yapmak ve anlaşmak zorunda kaldığınızı göreceksiniz. Sakinliğinizi korumak için, yaşadığınız stresi yönetebilmenize destek olacak sevdiklerinizi ihmal etmemelisiniz. Her zaman başınızda “sakin ve neşeli arkadaş” şapkası bulunmalı.

Direnç konusunun gereği kadar önemsenmediğini düşünüyorum. Sonucunu gördüğümüz hiç bir başarıya bir günde ulaşılmadı. İmrendiğiniz hiç bir şey bir günde elde edilmedi.

Vazgeçerseniz zaten kelimenin tam anlamıyla devam edemezsiniz. Yolun başında olduğunuz kişi, elde ettiğiniz deneyimlerle değişmiyorsa; yolun başındaki acemi halinizden ne farkınız kalır?

Unutmayın ki adapte olanlar hayatta kalır.

Sevgiler,