Trafik, karanlıkta uyanmak ve karanlıkta eve dönmek, sadece ay başında -kendince- zengin hissetmek, alınamayan zamlar, alınamayan terfiler… Tüm bunlar, her beyaz yakalıya hayatında en az bir defa kendi işini kurmayı düşündürtüyor.

Eğer siz de bu düşünceler ile aklınızı arada meşgul ediyorsanız, kendi deneyimlerimden öğrendiğim bir kaç çıkarım, sizin için de faydalı olabilir. Bu ve ilerideki bir kaç yazımda sizlerle bunları paylaşmaya çalışacağım.

Kesinlikle kimseyi iş kurma fikrinden vazgeçirmek gibi bir niyetim yok. Hatta aksine herkesin bu deneyimi hayatının bir döneminde yaşamasını arzu ediyorum. Ne de olsa cesaret ve kuvvet konfor alanımızda olduğumuzda ortaya çıkan hisler değil.

Vergi, vergi, vergi…

Kestiğiniz her fatura, bayramlarda ahiret soruları soran akraba huzursuzluğunu size yaşatacak, hazırlıklı olun. Sadece “tatlı tatlı oturuyorduk, ne gereği vardı?” düşüncesi yerini “tatlı tatlı çalışıyorduk, işimizi büyütecektik. Ne gereği vardı?”‘ya bırakıyor.

Diyelim ki toplam 100 TL tutarında bir fatura kestiniz. Bunun 15 TL’sini devlet KDV olarak sizden alıyor.

Geriye kalan 85 TL’nin tamamının kar olduğunu düşünelim, yani bu iş özelinde hiç bir gideriniz olmadı ve şirketinizin sabit giderleri de yok -ki bu mümkün değil-. Limited şirketiniz olduğunu farz edersek, %20’lik vergilendirmeyle 17 TL’sini devlete Kurumlar Vergisi olarak ödemeniz gerekiyor. Geriye kaldı 68 TL.

O kadar çalıştınız ve bu parayı almak istiyorsunuz, doğal olarak. Şirket üzerinden harcama yaparsanız ne ala. Ancak parayı alıp kendi şahsi harcamanız için kullanmak isterseniz parayı “huzur hakkı” adı altında alabiliyorsunuz. Burada favorim olan vergi türü, stopaj ile muhatap oluyoruz. Biz yine iyimser davranalım ve en düşük vergi diliminde olduğunuzu düşünelim. Bu durumda %15 vergi diliminden 9 TL daha vergi ödemesi yapmanız gerekiyor. Geriye kaldı 59 TL.

En düşük vergi diliminde olduğumuz ve hiç bir giderimizin olmadığını hayal ettiğimiz bir dünyada bile her 100 TL’nin sadece 59 TL’si size kalacak.

Ne yapabilirsiniz?

  1. İyi bir muhasebeci bulun. Ödeyeceğiniz paraya acımayın. Kıvrak zekalı, dürüst ve sorularınıza hızlı geri dönen birisini sırf 50 TL daha az ödeme yapacaksınız diye kaçırmayın.
  2. Mümkün olan her şeyi şirket üzerinden masraflaştırın.
  3. Vereceğiniz teklifleri, ödeyeceğiniz vergiyi ve masraflarınızı kötümser bir senaryo üzerinden düşünerek hesaplayın.
  4. Moralinizi bozmayın. Ödediğiniz vergi yol, su, elektrik… kimi kandırıyorum 🙂 Ama yine de moralinizi bozmayın.

Sizin de benzer deneyimleriniz var mı? Yorumlarda paylaşabilirseniz çok sevinirim.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Not1: Vergi oranı artık %22 *16.12.2019

Not2: Vergi ödemeleri artık sadece kamu bankalarından yapılacak. Çünkü neden kolayca ödeyelim ki https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/ozel-bankalar-vergi-tahsilati-yapamayacak-5477371/