Fordisim, Ford’un kurucusu Henry Ford tarafından sanayi devrimi sonrası ortaya atılan bir yaklaşım. Henry Ford bu yöntemle otomobil üretimindeki hızı ve verimi artırarak Ford’u kendi sektöründe lider konuma getirdi ve Ford günümüzde de hala çok kuvvetli bir marka.

Kısaca daha önce zanaatkarlığın öne çıktığı üretim toplumu yerine üretim bantları ile üretim bandında çalışan kişilere belirli görevlerin verilmesi ve kişiler tarafından sadece bu görevin yapılması olarak özetleyebiliriz (bkz. Fordism).Bu yöntemde süreçteki bireylerin hiç bir önemi yok, önemli olan ürünün oluşturulmasında ilgili adımın doğru şekilde yapılması.

Günümüzde pek çok firma bu yaklaşımı içselleştirerek bu yöntemi fabrikalardan ofislere kadar getirdi. Bu yöntem belki fabrikalar için uygun bir yaklaşım olabilir ancak özellikle kalifiye insanları arayan ve çalıştırmak isteyen şirketlerde bu yapının ne kadar uygulanabilir olduğu bence tartışmaya oldukça açık.

İş verenler fikirsel üretimi neden bir üretim bandı gibi değerlendirmeye daha çok meyilli? Bunu tasavvur etmek daha mı kolay geliyor?

Günümüzdeki en büyük sıkıntılardan birinin bu olduğunu düşünüyorum. Yöneticiler veya iş sahipleri yaptıkları işi Henry Ford’un açtığı yolda değerlendirmeye devam ediyorlar. Oysa ki özellikle hizmet sektöründe 1+1=2 değildir. Çalışanların kişisel özellikleri, takım çalışmasının getirdiği şevkle üretilen yeni fikirler başka bir boyutta yer alıyor.

Belki de yöneticilerin bu düşüncesinden dolayıdır ki bir kişi işten çıkarıldığında “yerine bir sürü insan buluruz” deniliyor. Ancak unutmamalıdır ki insanın ürettiği aslında ürünün üzerine koyduğu kendinden kattığı vizyondur. Çözüm için aradığı ve bulduğu kendi kreatif yaklaşımıdır. Her iş özeldir ve herkesin kapladığı alan ile yaklaşımı farklıdır.

Zamanında bir arkadaşımın dediği gibi “bizler o planlama yaptığınız excel’deki kutucuklar değiliz. Bizler insanız”.